Sincan’da kaybedilen ve keyfi şekilde gözaltına alınan kişiler serbest bırakılmalı


İMZACI OLUN

Çin Halk Cumhuriyeti Başkanı Şi Cinping

Sanki Savaştıkları Bir Düşman Gibiydik” başlıklı raporunda toplanan tanıklıklara göre, Çin hükümeti Sincan’da insanlığa karşı en az hapsetme, işkence ve zulüm suçları işledi. Yaşamak, seyahat etmek, yurt dışında öğrenim görmek, yurt dışındaki kişilerle iletişim kurmak, Kuran okumak veya dini kıyafetler giymek gibi birçoğumuzun olağan kabul ettiği hukuka uygun davranışlar, gözaltı kampı veya cezaevine gönderilmenin meşru gerekçesi olarak kabul edilebiliyor. Bu merkezlerde alıkonulan kişiler devamlı olarak zorla telkin politikasına, fiziksel ve ruhsal işkenceye ve diğer türde kötü muamelelere maruz bırakılıyor.

Yurt dışında yaşayan aile üyeleri, birçoğundan yıllardır haber alamadıkları sevdikleriyle iletişim kurmakta çaresiz. Aile üyelerinin çaresizliğinin yanı sıra, alıkonulan kişiler (çoğunlukla Uygurlar, Kazaklar ve ağırlıklı olarak Müslüman olan diğer etnik azınlıklara mensup kişiler) kendi seçtikleri bir avukata erişimleri olmadığından işkence ve kötü muamele konusunda daha yüksek risk altındalar.

Bu nedenle sizi,

  • Uluslararası anlamda tanımlı bir suç işlediklerini gösteren yeterli, güvenilir ve kabul edilebilir kanıtların olmaması halinde Sincan’daki gözaltı kamplarında ve cezaevlerinde tutulan herkesi derhal serbest bırakmaya,
  • Serbest bırakılana kadarki süre içinde bu kişilerin nerede tutulduğunu açıklamaya, ailelerine ve kendi seçtikleri avukatlara erişimlerine izin vermeye ve işkence ve diğer türde kötü muameleye maruz bırakılmamalarını sağlamaya çağırıyorum.

Saygılarımla,


Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde çoğunluğu Müslüman olan etnik gruplara mensup 60’tan fazla kişinin kamplara kapatıldığı veya adil yargılama olmaksızın hapis cezasına mahkum edilerek cezaevine gönderildiği bildirildi. Bu vakalar, 2017’den beri tahmini 1 milyon veya daha yüksek sayıda kişinin Sincan’daki gözaltı merkezlerinde alıkonulmasının örneğidir. Uluslararası Af Örgütü’nün yakın zamanda yayımladığı “Sanki Savaştıkları Bir Düşman Gibiydik” başlıklı raporunda toplanan tanıklıklara göre, Çin hükümeti Sincan’daki etnik azınlıkları kasten ve planlı bir şekilde hedef alıyor. Etnik azınlıkların temel insan haklarının hukuka aykırı biçimde sınırlandırılması ve etnik açıdan planlı bir toplu gözaltı, işkence ve diğer türde kötü muamele politikasının uygulanması da buna dahil.

Ek Bilgi

Sincan, Çin’in etnik açıdan en fazla çeşitlilik barındıran bölgelerinden biridir. Bölgenin 22 milyonluk nüfusunun yarısından fazlası, Uygurlar (11 milyon 300 bin civarında), Kazaklar (1 milyon 600 bin civarında) ve dilleri, kültürleri ve yaşam tarzları Çin’in iç bölgelerinde çoğunluğu oluşturan Han Çinlilerinden oldukça farklı olan diğer gruplar dahil olmak üzere ağırlıklı olarak Türki ve Müslüman etnik gruplara mensup kişilerden oluşmaktadır.

Çin hükümeti 2017’den bu yana “terör” ve “dini aşırılıkla” mücadele kisvesi altında Sincan’da yaşayan Müslümanlara karşı geniş çaplı ve sistematik ihlaller işliyor. Bir milyondan fazla kişinin 2017’den beri Sincan’daki gözaltı kamplarında keyfi şekilde alıkonulduğu tahmin ediliyor.

‘Sanki Savaştıkları Bir Düşman Gibiydik: Çin’in Sincan’daki Müslümanlara Yönelik Toplu Kapatma, İşkence ve Zulüm Uygulamaları’ başlıklı rapor, bugüne kadar Sincan’daki Uygurların, Kazakların ve çoğunluğu Müslüman diğer etnik grupların karşı karşıya kaldığı şiddetli baskıları anlatan en kapsamlı belgedir. Uluslararası Af Örgütü’nün yeni araştırması, Çin hükümetinin 2017 ile 2021 yılları arasında, gözaltı kamplarının dışındaki ihlaller dahil olmak üzere Sincan’da işlediği insan hakları ihlallerinin ayrıntılarına yer veriyor. Büyük ölçüde, Uluslararası Af Örgütü’nün görüştüğü, kamplardan serbest bırakılan ve yaşadıklarını daha önce kamuoyuyla paylaşmamış olan 50’nin üzerinde kişinin ve tanıkların birinci ağızdan tanıklıklarına dayanan rapor, kamplarda alıkonulduktan sonra serbest bırakılan kişilerin gözaltına alındıkları ilk günlerde, gözaltı kamplarında ve kamplardan serbest bırakıldıktan sonra yaşadıklarıyla ilgili anlattıklarından yararlanıyor.

Uluslararası Af Örgütü’nün topladığı kanıtlar, Çin hükümetinin insanlığa karşı en az, uluslararası hukukun temel kurallarına aykırı tutuklama ya da başka bir şekilde kişiyi özgürlüğünden ağır derecede yoksun bırakma, işkence ve zulüm suçlarını işlediği sonucuna varmak için maddi bir zemin sağlıyor.

Çin yetkilileri Ekim 2018’e kadar gözaltı kamplarının varlığını inkar etti. Ekim 2018’de ise bu kampları gönüllü ve ücretsiz “mesleki eğitim” merkezleri olarak tanımlamaya başladılar. Yetkililer, söz konusu mesleki eğitimin, insanların iş bulmasını ve ‘faydalı’ yurttaşlar olmasını sağlamak için gerekli teknik ve mesleki eğitimin verilmesi amacı taşıdığını iddia ediyor. Ancak Çin’in yaptığı açıklamalar, daha önce bu merkezlerde gözaltında tutulan kişilerin tanıklıklarıyla örtüşmüyor. Tanıklıklara göre bu merkezlerde insanlar dövülüyor, yiyecekten yoksun bırakılıyor ve tek başına hücre hapsinde tutuluyor.

Çin, Uluslararası Af Örgütü de dahil olmak üzere uluslararası toplum tarafından bağımsız uzmanların Sincan’a sınırsız erişimine izin verilmesi çağrılarını defalarca reddetti. Onun yerine, Çin, farklı ülkelerden heyetleri Sincan’a davet ederek eleştirileri susturmaya çabaladı; ancak bu ziyaretler önceden planlıydı ve yetkililer tarafından yakından izlendi.

Çin hükümeti, hâlâ kapatılmamış olan tüm gözaltı kamplarını derhal kapatmalı ve uluslararası anlamda tanımlı bir suç işlediklerini gösteren yeterli, güvenilir ve kabul edilebilir kanıtların olmaması halinde Sincan’daki gözaltı kamplarında ve cezaevleri dahil tüm alıkoyma merkezlerinde tutulan herkesi derhal serbest serbest bırakmalıdır. “Sanki Savaştıkları Bir Düşman Gibiydik” başlıklı raporda belgelenen insanlığa karşı suçlar ve diğer ciddi insan hakları ihlalleri iddialarına ilişkin bağımsız ve etkili bir soruşturma yapılması gerekmektedir. Cezai sorumluluk taşıdığından makul şüphe duyulan herkes adil yargılanmak üzere adalet önüne çıkarılmalıdır.