ABD: Uluslararası örgütlerden ve sözleşmelerden çekilmek, küresel işbirliği sistemini parçalamaya yönelik intikamcı bir çabadır

Trump yönetimi, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) 66 uluslararası örgüt, sözleşme ve anlaşmadan çekildiğini duyurdu. Uluslararası Af Örgütü Araştırma, Savunuculuk, Politika ve Kampanyalar Kıdemli Direktörü Erika Guevara Rosas, konu hakkındaki açıklamasında şunları kaydetti:

“Bu karar, son 80 yıldır küresel işbirliğinin temel taşı olan Birleşmiş Milletler’in ve kural esaslı uluslararası düzenin meşruiyetine ve bütünlüğüne yönelik intikamcı ve sorumsuz bir saldırıdır. Bir dizi zarar verici saldırının sonuncusu olan bu kararla, Başkan Trump, ABD’nin, evrensel insan haklarının ve tüm insanların korunmasını güvence altına almak adına İkinci Dünya Savaşı’nın küllerinden inşa edilmesine destek olduğu çok taraflı sistemi ortadan kaldırma çabalarını utanç verici bir şekilde artırmaktadır.

ABD’nin zaten bu kurum ve sözleşmelerin çoğundan çekildiği ve önemli BM kuruluşlarının fonlarını durdurduğu göz önüne alındığında, bu yanıltıcı bir açıklamadır. Karar, Trump yönetiminin, uluslararası hukuku ve kalkınmanın desteklenmesi, iklim kriziyle mücadele, çocuklara yönelik şiddetin ortadan kaldırılması ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması gibi hayati alanlardaki küresel taahhütleri korkakça hiçe saymasının bir diğer kaygı verici örneğidir. Örneğin, yönetimin daha önce fonlarını durdurduğu ve şimdi de çekildiğini açıkladığı BM Nüfus Fonu, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle mücadelede ve dünya genelinde milyonlarca kadının ve kız çocuğun savunulmasında vazgeçilmez öneme sahip bir kuruluştur.

Dahası Trump yönetimi, halihazırda ilişiğini kestiği örgütlerden şimdi de alenen çekilerek, bu kararı Siyahlara karşı açık ırkçılığını ilan etme vesilesi olarak kullandı. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, çekilme kararının gerekçesi olarak ‘DEI programlarını’ (çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık programları) gösterirken, yönetimin, ABD’nin zaten çekilmiş olduğu BM İnsan Hakları Konseyi bünyesinde bir kuruluş olan Afrika Kökenli İnsanlar Daimi Forumu’ndan çıktığını açıklaması, kasıtlı bir ırkçılık ve kurumsal sabotaj eyleminden başka bir şey değildir.

Bu kararlar yalnızca acımasız, ırkçı ve ayrımcı değildir, aynı zamanda ABD’de ve dünya genelinde insanların çıkarlarını zedeleyerek hiçbir şekilde ileriyi göremeyen kararlar olduğu da anlaşılacaktır.

Özellikle ABD’nin, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nden çekilmesi benzeri görülmemiş bir adım ve ABD bunu yapan tek ülke olarak kalacak. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nden ve iklimle ilgili diğer kuruluşlardan çekilmekle birlikte, bu adım hem ülke içinde hem de küresel çapta iklim kriziyle mücadele çabalarına bilfiil zarar verecek. ABD nüfusunu iklim krizinin etkilerinden koruma çabalarını zayıflatacak ve diğer ülkelerden de iklim kaynaklı göçleri daha da artırabilecek. Öte yandan, diğer devletler bunu fosil yakıtlardan adil bir biçimde aşamalı olarak uzaklaşmak ve adil geçişe finansman sağlamak gibi önemli bir görevi yerine getirme fırsatı olarak kullanmalı ve daha sonra ABD’nin de bu çabalara katılması için çağrı yapmalıdır.”

“Barış inşa mekanizmaları ve kuruluşlarından çekilmek, ABD hükümetinin BM’ye hitaben dile getirdiği, ‘barış ve güvenliğe’ öncelik verme çağrılarıyla doğrudan çelişmektedir. Başkan Trump’ın çok sayıda ülkeyi askeri müdahaleyle tehdit ettiği ve aynı gün 1,5 trilyon dolarlık askeri bütçe çağrısı yaptığı bir zamanda bu adım bilhassa kaygı vericidir. Bu çekilmelerin sonuçları, küresel istikrarsızlaşmayı tetikleme riski oluşturarak, her yerde insan haklarını daha da tehlikeye atmakta ve en fazla ötekileştirilen toplumlara orantısız zarar vermektedir” diyen Guevara-Rosas, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“BM üye devletleri ve ilgili uluslararası örgütler, evrensel insan hakları açısından hayati önem taşıyan çok taraflı ve uluslararası hukuk mimarisini desteklemek için acilen harekete geçmeli, bu sistemlerin kararlılıkla savunulmasına katılmalı ve hesap verebilirliği muhafaza etmek, standart aşınmasını önlemek ve dünyanın dört bir yanından insanları korumak için somut reformlara katkı sağlamalıdır.”