Uluslararası Ceza Mahkemesi

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, Türkiye’de ve dünyada soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarının işlenmemesi, etkin soruşturma ve kovuşturmanın sağlanması, cezasızlığın sona ermesi ve hukukun üstünlüğünün tam ve etkili bir biçimde sağlanması için Türkiye’nin UCM’Yİ kuran Roma Statüsü’ne  taraf olmasını sağlama misyonu bulunan Uluslararası Ceza Mahkemesi Koalisyonu'nun üyesidir. (Koalisyonun web sitesi: http://www.ucmk.org.tr)

Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü’nü (Roma Statüsü) imzalayan veya kabul eden tüm devletler, Uluslararası Ceza Mahkemesi (Mahkeme) ile tam bir işbirliği yapmaya ve gerçek anlamda soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarını soruşturmaya ve kendi ulusal mahkemeleri huzurunda yasal yollardan takip etmeye söz vermişlerdir. Mahkeme sadece, ulusal yetkililerin bu şekilde yapmaya muktedir olmadıkları veya gerçek anlamda isteksiz oldukları zamanda devreye girebilir.

Tam bir işbirliği olmaz ise, Mahkeme, etkin bir şekilde faaliyet göstermek için büyük bir uğraş verecektir. Ulusal incelemeler ve yasal takibat olmaz ise, Mahkeme, davalar altında ezilecek ve ulusal yetkililerin adaleti sağlamak için onun aracılığıyla temel sorumluluklarını yerine getirdiği Roma Statüsü’nün vizyonu ulaşılabilir olmayacaktır.

2000 yılından bu yana, Uluslararası Af Örgütü, Roma Statüsü’nü imzalamış, kabul etmiş veya imzalama veya kabul etme sürecinde olan hükümetlere, ulusal hukuklarını gözden geçirmeleri ve de, Roma Statüsü kapsamında yükümlülüklerini tam olarak uygulamaları amacıyla yeni mevzuatı yürürlüğe sokmaları veya mevcut mevzuatını değişiklik yapmaları için çağrıda bulunmaktadır.

İlaveten, Uluslararası Af Örgütü taslağı hazırlayanlara teknik tavsiyelerde bulunmuş ve taslak üzerinde görüş bildirmiş ve 20’den fazla ülkede mevzuatı yürürlüğe sokmuştur.

Uluslararası Af Örgütü, Roma Statüsü’nün yürürlüğe girmesinden itibaren neredeyse sekiz yıl sonra, taraf devletlerin üçte birinden daha azının, hem işbirliklerini hem de tamamlayıcı yükümlülüklerini ulusal kanunlarına tam olarak uygulamaya yönelen mevzuatı yürürlüğe sokmaları ile ilgilenmektedir. Daha da ötesi, yürürlüğe giren mevzuatın çoğunluğu belirgin bir şekilde hatalıdır.