COVID-19



KORKUYA TESLİM OLMAMAYA, UMUDU KAYBETMEMEYE KARARLIYIZ

COVID-19 pandemisinin tüm dünyayı sardığı bir dönemde hepimiz, geleceğimizden endişe ediyoruz. Virüsün ağır bir biçimde etkilediği ülkelerde birçok kişi sevdiklerini kaybetti. Diğer ülkelerde ise insanlar, bir yandan virüsün yayılma ihtimaline karşı hazırlık yaparken, diğer yandan da yetersiz sağlık sistemlerinin salgınla nasıl başa çıkabileceği konusunda kaygı duyuyor. COVID-19, henüz doğrudan etkilenmeyenlerin bile hayatlarını akıl almaz yönleriyle aksatıyor.

Evden çalışıyor ya da çalışmak için evden çıkmak zorunda kalıyorsan; evde karantinadaysan veya başkalarıyla ilgilenmek durumdaysan… Bir şekilde hepimiz yalnızlığın ve belirsizliğin hakim olduğu bir zaman dilimindeyiz. Bugünlerde hayat askıya alınmış gibi geliyor olabilir; ancak insan hakları mücadelesi hiçbir zaman durmaz.

Bu virüs hepimizin hayatı için risk teşkil etse de hepimizi eşit şekilde etkilemiyor. Bazılarımızın bu durumu çok daha kötü şartlarda yaşadığını fark etmeliyiz.

Uluslararası Af Örgütü olarak, belirsizlik dönemlerinde bile, gördüğümüz her yerde, insan hakları ihlallerinin sorumlularından hesap sormaya devam edeceğiz.

Hükümetler, salgınla mücadelelerinde sorumluluklarını yerine getirirken, tüm önlemleri insan haklarını merkeze koyarak almalıdır. Özellikle, bazı insanların ve grupların bu salgından daha fazla etkilendiğini göz önünde bulundurmalıdır. Aksi takdirde var olan insan hakları ihlalleri daha da derinleşecektir. Tüm bu süreçte, ileri yaş sebebiyle dışarı çıkamayanların, kayıt dışı yerleşim yerlerinde yaşadıkları için yeterli su ve hijyen imkanlarına ulaşamayanların, karantina veya sokağa çıkma gibi önlemler nedeniyle istismarcı partnerleri veya yakınları ile aynı evde kalmak durumunda kalan kadınların ve çocukların, sosyal mesafeye uymanın imkansız olduğu yerlerde yaşayan sığınmacı ve göçmenlerin ya da cezaevlerindeki mahkumların, işleri sebebiyle virüse maruz kalma ihtimalleri yüksek olanların ve çeşitli sosyal ve ekonomik nedenlerle sağlık hizmetlerine ulaşamayanların ihtiyaçları düşünülerek hareket edilmelidir. Geride kimseyi bırakamayız!



Hepimiz insanlık ailesinin birer parçasıyız

Bunun yanı sıra, korkuya teslim olmamamız ve umudumuzu kaybetmememiz çok önemli. Süregelen kriz döneminde komşular, uluslar, arkadaşlar ve birbirini tanımayan insanlar arasında dayanışmaya dair harikulade örnekler yaşandı. Tüm korkulara rağmen umutlu olmamızı sağlayan birçok şey var. Birkaç ay önce böyle bir kriz hiç kimsenin aklına gelmezdi; aynı şekilde, bu kadar çok kişinin tanımadığı insanlara yardımcı olacağını, sokakların birlikte şarkı söyleyen komşuların sesiyle dolacağını da düşünemezdik. Empati ve başkalarını önemsemek ‘yeni normalimiz’ oluyor. İşte bunu kutlamamız gerek!

İnsanların olduğu her yerde daima umut vardır; küresel bir pandemi döneminde bile.

Desteğini göstermenin birçok yolu var. Yatak odandan çıkamıyor olsan bile, başkalarıyla dayanışma göstermeni sağlayacak ipuçları ve fikirler için Twitter ve Instagram hesaplarımızdan bizi takip edebilirsin. Bu dönemde yapmamız gerek en önemli şeylerden biri, sağlık durumları veya kimlikleri nedeniyle diğer insanları şeytanlaştırma veya ayrımcılık yapma tuzağına düşmediğimizden emin olmak. İçinde bulunduğumuz kriz döneminde sağlık hakkı, çalışma hakkı, bilgi edinme hakkı ve ayrımcılık yasağı gibi haklarımızın önemi bir kez daha açık bir biçimde anlaşıldı. Haklarımızın yanı sıra, devletlerin olağanüstü dönemlerde dahi insan haklarına saygı gösterme yükümlülüğü hakkında bilgi edinebileceğimiz birçok kaynağa sahibiz. Virüsün yayılması bize bir ders verdi: Tüm dünyada hepimiz birbirimize bağlıyız ve birbirimize destek olabiliriz. Öyleyse, hemen başlayalım!

Hep birlikte, insanlık için mücadele edelim.

Hepimiz güvende olana kadar hiçbirimiz güvende değiliz.
Korku bizi böler. Umut; harekete geçirir!