Banner

Türkiye: 301. Madde İfade Özgürlüğüne Yönelik Bir Tehdittir. Derhal Kaldırılmalıdır

E-mail Print
Uluslararası Af Örgütü, Türk Ceza Yasası’nın (TCY) 301. Maddesinin insan hakları savunucuları, gazeteciler ve diğer sivil toplum üyelerine karşı, muhalif görüşlerini barışçıl yollarla ifade ettikleri için, haklarında kovuşturma başlatmak için sıklıkla kullanılıyor olmasından derin kaygı duymaktadır. Türklük, Cumhuriyet ve Devletin temelleri ve kurumlarına hakaretle ilgili olan 301. Madde, 1 Haziran 2005 tarihinde yapılan yasal reformlar döneminde eski ceza yasasının 159. Maddesinin yerine konmuştur. UAÖ, 159. Maddenin şiddet içermeyen eleştirel fikirlerin yargılanması için kullanılmasına defalarca karşı çıkmış ve Türkiye yetkililerine bu maddeyi kaldırmaları için çağrıda bulunmuştu.

Örgüt, 301.Maddedeki geniş kapsamlı ve muğlak tanımların da birçok farklı eleştirel fikrin keyfi olarak kovuşturmayla sonuçlanabileceğinden endişelidir. Madde şöyle:

  1. Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

  2. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Devletin yargı organlarını, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

  3. Türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.

  4. Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.

Maddenin 4. paragrafındaki tanımlama “açıkça hakaret”ten ziyade “eleştiri” sayılan ifadelerin suç oluşturmayacağını ifade etmektedir. UAÖ, eleştiriyle hakaret arasındaki farkı belirlemeye çalışmanın oldukça sorunlu olduğunu düşünmektedir. Suçun yasal olarak kesin tanımlanmaması savcı ve hakimlerin keyfi yorumlamasına yol açacaktır. Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in kendisinin bile, “tüm sorun yasaların nasıl yorumlandığıyla ilgilidir” dediği bildirilmektedir.

UAÖ 301. Maddenin ifade özgürlüğüne doğrudan bir tehdit oluşturduğuna inanmaktadır. İfade özgürlüğü Uluslararası medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin 19. Maddesi ve Avrupa İnsan Hak ve Temel Özgürlüklerinin Korunması Sözleşmesinin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) 10. Maddesiyle koruma altına alınmıştır. Türkiye bu iki Sözleşmeye de taraftır ve bu nedenle bu özgürlüğün kullanılması ve korunması yönünde yasal yükümlülüğü vardır. Buna rağmen UAÖ’ne, çeşitli görüşlerin ifade edilmesi nedeniyle kişilere 301. Maddeden açılan davalarla ilgili sürekli bilgi gelmektedir. Bu vakalardan bazıları aşağıda özetlenmektedir. Örgüt, yazar Orhan Pamuk davasına odaklanan uluslararası ilginin daha az tanınan ancak haklarında aynı maddeden dava açılan diğerlerine de ışık tutacağını ümit etmektedir.

Yukarıda sözü edilen kaygılarla ilgili UAÖ, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına da dikkat çekmektedir: Kabul edilebilir eleştirinin sınırları söz konusu politikacılar olduğunda, özel kişilere göre daha geniştir (Lingens v Avusturya, 1986); hükümete nazaran daha kapsamlıdır (Castells v İspanya, 1992) ve demokratik bir devletin yetkilileri provokatif ve aşağılayıcı olsa bile eleştiriyi kabullenmelidir (Özgür Gündem v Türkiye, 2000). Ayrıca, yasa erişilebilir olmalı ve yasanın nasıl uygulandığının yurttaşlar tarafından algılanacağı kadar net olmalıdır. (Sunday Times v Birleşik Krallık, 1998). İlaveten, UAÖ Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin 1589 (2003)1 nolu Tavsiye Kararını da hatırlatmaktadır: Kararda, diğerlerinin yanı sıra, devletleri “basında ifade özgürlüğünün cezai kovuşturmaya uğramasına yol açan yasaların kaldırılması”, “muhalif medya üzerindeki her türlü ekonomik ve yasal tacizin sona erdirilmesi” ve “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ifade özgürlüğü ile ilgili içtihatlarının ulusal yasalara dahil edilmesi ve konuyla ilgili hakimlere eğitim verilmesi” yönünde teşvik etmektedir.

301. Maddeden açılan davalar

Orhan Pamuk uluslararası üne sahip olan ve Kar ve Benim Adım Kırmızı gibi kitapları birçok dile çevrilen ve olumlu eleştiriler almış olan bir Türk yazar. 5 Şubat 2005 tarihinde Tages Anzeiger adlı bir İsviçre gazetesine verdiği röportaj sırasındaki bazı açıklamaları nedeniyle hakkında 301. Maddeden dava açıldı. Röportajda Orhan Pamuk, “30 bin Kürt ve bir milyon Ermeninin öldürüldüğünü” söylemiş, “Neredeyse hiç kimsenin bundan söz etmeye cesaret edemediğini, ancak kendisinin söylediğini”; bu nedenle nefret edildiğini belirtmişti. Davanın ilk duruşması 16 Aralık 2005 tarihinde Şişli Asliye Hukuk Mahkemesinde görülecek.

Hrant Dink İstanbul’da Ermenice yayınlanan Agos gazetesinin yazarı ve yazı işleri müdürü. Ermeni kimliğiyle ilgili yazdığı bir yazıda “Türklüğe hakaret ettiği” gerekçesiyle Şişli Asliye Hukuk Mahkemesinin 7 Ekim 2005 tarihinde verdiği 6 ay hapis cezası ertelendi. Davaya bakan savcının iddiasına göre, Hrant Dink makalesini Türk ulusal kimliğini aşağılamak amacıyla yazmıştı. Mahkeme cezayı gazetecinin daha önce sabıkası olmaması nedeniyle, aynı suçu bir kez daha tekrarlamaması koşuluyla tehir etti. Hrant Dink hala temyiz kararını bekliyor. Ancak, başka bir nedenle hakkında 301. Maddeden açılan bir başka dava bulunuyor (aşağıda). Hapsedilmesi durumunda Uluslararası Af Örgütü Hrant Dink’i bir düşünce mahkumu olarak kabul edecektir.

Şehmus Ülek Mazlum Der Başkan Yardımcısı. 14 Aralık 2004 tarihinde Mazlum Der Urfa Şubesinin düzenlediği “Küresel Güvenlik, Terör ve İnsan Hakları, Çokkültürlülük, Azınlıklar ve İnsan Hakları” başlıklı konferansta yaptıkları konuşmalar nedeniyle, Şanlıurfa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi O ve Hrant Dink aleyhine eski TCK’nın 159.Maddesinden (yeni TCK 301. Maddesi) açtığı dava 28 Nisan 2005’te görülmeye başlandı. Şehmus Ülek konuşmasında Türkiye Cumhuriyetinin ulus-devlet kurma projesinin özellikle ülkenin güneydoğusunu etkilediğinden; Hrant Dink ise Türk kimliğine dair resmi görüşle ilgili kişisel algılamasından söz etmişti. Bir sonraki duruşma 9 Şubat 2006’da olacak.

Mayıs 2005’te Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde yayıncı Ragıp Zarakolu aleyhine, Dara Zakayan’ın kitabının Türkçe çevirisini (Bir Ermeni Doktorun Yaşadıkları: Garabet Haçeryan’ın İzmir Güncesi; İstanbul: Belge 2005) basmaktan dolayı açılan dava görülmeye başlandı. Ragıp Zarakolu, “Türklüğü ve güvenlik güçlerini aşağıladığı” gerekçesiyle TCK’nın 159. Maddesinden, ardından da TCY 301. Maddeden yargılanıyor. Aleyhinde bir başka dava da George Jerjian’ın yazdığı kitabın Türkçesini (Gerçek Bizi Özgür Kılacak; İstanbul: Belge 2004) bastığı için açıldı. Bu dava da “devlet ve cumhuriyete hakaretten” TCK 159 (daha sonra 301’e çevrildi) uyarınca ve “Atatürk’ün hatırasına hakaret” nedeniyle de 5816 nolu yasa uyarınca açıldı.

Fatih Taş, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi ve Aram Yayınevinin sahibi. Amerikalı bir akademisyen olan John Tirman’ın yazdığı kitabın Savaş Ganimetleri: Amerikan Silah Ticaretinin İnsan Bedeli (İstanbul: Aram, 2005) Türkçesini yayınladığı için halen 301. Maddeden yargılanıyor. İddiaya göre kitapta yer alan haritada Türkiye’nin büyük bir bölümü aslında Kürt olduğu ve Türk ordusunun 1980ler ve 90larda ülkenin güneydoğusunda birçok insan hakkı ihlali işlediğini iddia ediyor. Fatih Taş kitapta daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisi ya da medyada tartışılmadık hiçbir şeyin yer almadığını ve Türkiye’yi ve Türklüğü aşağılamadığını öne sürüyor. Bildirildiğine göre savcı kitaptaki her “hakaret”in ayrı bir suçlama olarak ele alınması ve yargılanmasını ve Fatih Taş’a 10 yıl 6 ay hapis cezası verilmesini istiyor. Bu davanın bir sonraki duruşması 2 Aralık 2005 günü İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılacak. Kitapta yer alan başka açıklamalar nedeniyle de Fatih Taş hakkında Atatürk’e alenen hakareti yasaklayan 5816. Maddenin 1/1 ve 2. maddelerinden dava açıldı.

Murat Pabuç malulen emekli bir teğmen. Türk ordusunda görev yaptığı sırada Ağustos 1999 depremine ve ardından yaşandığı iddia ettiği kurumsal yolsuzluklara tanık oldu. Askeri görevleriyle ilgili yaşadığı düş kırıklığı ve askerlerin sıradan insanlardan yabancılaştığını düşünerek emirlere itaat etmemeye başladı. Sonunda psikiyatrik tedavi görmeye başladı. Haziran 2005’te Boyalı Bank Nöbetini Terk Etmek adlı kitabını yayınladı. Orduda yaşadıklarını ancak böyle ifade edebildiğine inanıyor. Sonuç olarak “orduyu alenen aşağıladığı” gerekçesiyle 301.Maddeden yargılanıyor.

Birol Duru gazeteci. Güvenlik güçlerinin Bingöl ve Tunceli’de ormanları yaktığına dair İHD’nin yaptığı açıklamayı Dicle Haber Ajansı’nda yayınladığı için 17 Kasım 2005’te 301.Madde uyarınca “güvenlik güçlerini aşağılama” ile suçlandı. İHD Bingöl Şubesi başkanı Rıdvan Kızgın da basın açıklamasının içeriği nedeniyle bir başka yasayı ihlal etmekle suçlanıyor. Rıdvan Kızgın aleyhine 2001’den beri 47 dava açıldı. UAÖ Türkiye ve Avrasya’daki insan hakları savunucularıyla ilgili yürüttüğü kampanya bağlamında Kızgın’la ilgili bir web eylemi yürütmekte: http://web.amnesty.org/pages/tur-161105-action-eng. Birol Duru’nun davasının 8 Aralık 2005’te sona ermesi bekleniyor.

UAÖ 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren yasal reformlarla yapılan birçok değişiklikten hoşnuttur. Ancak, yukarıda anlatılan davaların yaygınlığı ve sıklığının 301.Maddenin ifade özgürlüğüne karşı bir tehdit oluşturduğuna inanmakta ve kaldırılması için çağrıda bulunmaktadır. “Resmi tarihe” ya da hakim ideolojiye ters düşen görüşlerini ifade eden insan hakları aktivistleri, yazarlar, yayıncılar -aslında herkes- kendilerini yargı önünde bulabilir. Bu davaların hapis cezası yerine daha çok para cezası ya da beraatle sonuçlanması veya suçlamaların düşürülmesi teselli edici sayılamaz. Bu hukuki sürecin başlatılması muhalif sesleri susturmaya çalışmanın bir yoludur ve derhal bu konuyla ilgilenilmelidir. UAÖ 301.Maddenin Türkiye’nin uluslararası yasal yükümlülüklerine aykırılık teşkil ettiğini düşünmekte, bu nedenle de Türkiye yetkililerinin, haklarında bu maddeden kovuşturma başlatılmış tüm davaları feshetmesi ve 301. Maddeyi tamamen kaldırması için çağrıda bulunmaktadır.

Last Updated ( Tuesday, 13 December 2005 01:00 )  

Anahtar Kelimeler

AVRUPA, TÜRKİYE, GÜNEY DOĞU AVRUPA, MEVZUAT, İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ, TÜRKİYEinsan hakları, uluslararası af örgütü, UAÖ, uluslararası sekretarya, adalet, ÖLÜM CEZASI, SİLAHLI ÇATIŞMA, kadınlara yönelik şiddet, aktivistler, İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARI, MÜLTECİLER, terörle savaş, işkence, evrensel insan hakları bildirgesi, harekete geçin, KAMPANYALAR