Uluslararası Af Örgütü Avrupa ve Orta Asya Programı Direktörü Nicola Duckworth “Ceza hukuk sisteminin reforma ihtiyacı vardır. Vatandaşların insan hakları; devlet kurumları ve memurlarının çıkarlarından daha önde tutulmalıdır.” dedi.
“Türkiye: Güvenlik güçleri tarafından işkenceye maruz kalanlar ve öldürülenler için adalet yok” başlıklı Uluslararası Af Örgütü raporu kanun uygulayıcılarına karşı cezasızlığa katkıda bulunan; idari ertelemeler, mahkeme usullerindeki eksiklikler ve insan hakları savunucularıyla gazetecilerin yıldırılması gibi etmenleri incelemektedir. Rapor, devlet görevlilerince işlenen insan hakları ihlallerini tarafsız ve etkili biçimde soruşturacak bağımsız bir yapının eksikliğine dikkat çekmekte ve güvenlik güçlerince işlenen insan hakları ihlalleri için merkezi bir bilgi toplamanın eksikliğini vurgulamaktadır.
Raporun temel bulguları:
İşkence ve kötü muamele (resmi olmayan tutuklamalar, gösteriler öncesi ve sonrası, cezaevlerinde ya da mahkum nakilleri sırasında yapılanlar da dahil olmak üzere);
Devam eden davalarda işkence altında alındığı iddia edilen ifadeler kanıtın ana bileşenini oluşturuyor, ancak mahkemeler bu kanıtları kabul edilebilir buluyor.
Mahkemelerin işkence ve kötü muamele vakalarında, bağımsız tıbbi kanıtı tanımayı reddetmeleri. Mahkemeler genellikle Adalet Bakanlığı’na bağlı olan Adli Tıp Kurumu’nun temin ettiği kanıtları kabul ediyorlar.
Terörle Mücadele Yasası’nda yapılan yeni bir düzenlemeyle yeniden yasaya dahil edilen; ancak güç kullanımının kesinlikle zorunlu olduğu halde ve orantılı olarak uygulanması gerektiği ve “yaşamı korumak için kaçınılmazsa” öldürücü bir silahın kullanılmasına izin verilebileceğini açıkça belirtmeyen tartışmalı madde.
Güvenlik güçlerinin silahlı çatışma dahilinde olmayan ve hukuk dışı öldürmelere varabilecek ölümcül ateş açmalarını soruşturma yolunda herhangi bir gelişme olmaması.
Mart 2006’da, Doğu Anadolu’da Diyarbakır’daki hükümet karşıtı gösterileri, toplu tutuklamalar takip etti. Polis gözaltısı sırasında işkence veya kötü muamele yapıldığına dair yaygın iddialar gündeme geldi: Baro’nun yasal yardım raporlarına göre bir kısmı çocuk olan tutukluların %95’i işkence veya kötü muameleye maruz kaldı. İşkence ve diğer kötü muamele iddialarına dair 34 soruşturma başlatıldı. Bir yılı aşkın bir süre olmasına rağmen, güvenlik güçlerinin herhangi bir üyesi aleyhine tek bir dava bile açılmadı.
Uluslararası Af Örgütü, Türkiye Hükümeti’nin açıkladığı ‘işkenceye sıfır tolerans’ politikası ve insan haklarını koruma kararlılığını memnuniyetle karşılamaktadır. Örgüt, polis gözaltısı sırasında daha az işkence ve kötü muamele bildirildiğini ve gözaltı, tutuklama ya da sorgu sırasında şüphelilerin kötü muameleye karşı korunması yolunda güvenceler geliştirildiğini kayıt etmektedir.
Nicola Duckworth, “Hükümet’in ‘işkenceye sıfır tolerans’ kararlılığı, işkence ve diğer kötü muameleye karşı yasağı ihlal eden yetkililerin adalet huzuruna çıkartılmasını sağlamak üzere gerçek adımlar atılmadığı sürece hiç bir zaman samimi ve tamamen etkili bir politikaya dönüşmeyecektir. İşkence ve diğer ölümcül ihalallere karşı sıfır tolerans, sorumluların gereğince ve bağımsızca soruşturulduğu, dava edildiği ve cezalandırıldığı anlamına gelmelidir.” dedi.
“Tamamen uygulandığı takdirde ‘işkenceye sıfır tolerans’ politikası Türkiye’nin insan hakları kaydını karartan işkence, diğer kötü muamele, öldürmeler ve kayıplar yelpazesine bir son verecektir.”
Arka Plan:
Bugüne kadar Türkiye çapında polis ve jandarma tutuklamalarında işkence sistematik biçimde uygulanıyordu. 1980 darbesini bir milyon insanın tutuklanması takip etti ki bunların bir çoğu polis gözaltında işkence görerek öldüler, kayboldular ya da adil olmayan duruşmalarda yargılandılar. Türkiye’nin temelde Kürt nüfusun yaşadığı güneydoğu ve doğu bölgelerinde toplu insan hakları ihlalleri 1990lar boyunca, devlet yetkililerinin çözmek için irade sergilemediği faili meçhullerce kayıplar ve öldürmeler ve ayrılıkçı silahlı gruplarla girilen çatışmalar sırasında güvenlik güçlerince evleri zorla boşaltılarak yok edilen bir milyon civarı köylünün evlerinden edilmesi halini adlı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye’nin yaşama hakkı; işkence ve kötü muamele görmeme hakkı; ve adil yargılanma, özgürlük ve güvenlik, ifade özgürlüğü, etkili başvuru yolu ve mülkiyet haklarının korunması gibi hakları kapsayan vakalarda uluslararası yükümlülüklerine uymadığını tespit etti.
Raporun İngilizce aslına:
http://web.amnesty.org/library/index/engeur440082007 adresinden ulaşabilirsiniz. Raporun Türkçe çevirisi ve özeti için doğrudan bizimle iletişime geçiniz.



