Vicdani ret
Türkiye iç hukukunda vicdani reddi tanımamakta ve sivil bir alternatif sunmamaktadır. Askerlik hizmetini reddetiğini kamuoyuna açıklayan vicdani retçiler cezai kovuşturmaya uğramakta ve üç yıla kadar hapis cezasına maruz kalmaktadırlar. Serbest bırakıldıklarında genellikle kendilerine yeni çağrı mektupları gönderilmekte, kovuşturma süreci kendini tekrar eder bir hal almaktadır. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 2006 yılında aldığı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. Maddesinin (onur kırıcı ve aşağılayıcı muamelenin engellenmesi) Türkiye tarafından ihlal edildiği ve Türkiye’deki vicdani retçilerin, aleyhlerinde sürekli açılan davalar ve askerlik hizmetlerini ret ettikleri için mahkûm edilmelerinden dolayı yaşadıkları “sivil ölüm”leri engellemek amacıyla yasaların değiştirilmesi yolundaki kararını uygulamamaktadır.
Uluslararası Af Örgütü vicdani retçiyi vicdanı ya da inancı nedeniyle askerlik hizmetini yapmayı, ya da savaşta ve silahlı çatışmalarda herhangi şekilde doğrudan veya dolaylı yer almayı ret eden kişi olarak tanımlıyor. Bu tanım, savaşlara genel olarak katılmayı reddetmese bile amacına, sürdürülüş biçimine katılmadıkları için herhangi bir savaşa katılmayı reddedenleri de içermektedir. Uluslararası Af Örgütü sadece askerlik hizmetini ya da alternatif sivil hizmeti reddetme haklarının kabul edilmemesinden dolayı tutuklanan ya da gözaltına alınan kişileri düşünce mahkûmu olarak kabul ediyor. Vicdani nedenlerle askerlikten muaf olmak için makul adımlar atan ve askeri birimlerini izin almadan terk eden ve bu yüzden hapse mahkum edilen kişileri de düşünce mahkûmu olarak kabul ediyor.
Türkiye’nin de taraf olduğu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Uluslararası Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi (ICCPR)’de dâhil olmak üzere, vicdani nedenlerle askerlik hizmetini ret etme hakkı düşünce ve ifade özgürlüğü, vicdan ve din özgürlüğü kapsamında çeşitli uluslararası insan hakları mekanizmalarında yer almaktadır.
BM İnsan Hakları Komisyonu, 1995 yılında aldığı kararına gönderme yaparak aldığı 1998/77 sayılı kararında, askerlik hizmetine karşı vicdani ret hakkının Uluslararası Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi’nin (ICCPR) 18. Maddesi (din, vicdan ve inanç özgürlüğü) tarafından güvence altına alındığını belirtti. “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 18. Maddesinde ve Uluslararası Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi’nin 18. Maddesinde de belirtildiği gibi herkesin askerlik hizmetine karşı vicdani red hakkı, düşünce, vicdan ve din özgürlüğünün meşru kullanımıdır.” Kararda, Komite aynı zamanda devletlere “vicdani retçilere, vicdani retlerinin nedenleriyle uyumlu, savaşçılığı gerektirmeyen, sivil nitelikli, kamuya yararlı ve cezalandırıcı bir yapıda olmayan alternatif hizmetler sunmaları” çağrısını tekrarladı ve devletlerin “vicdani retçileri askerlik hizmetlerini yapmadıkları için hapse mahkum etmek ve sürekli cezalandırmaktan geri durmaları” gerektiği vurgusunu yaparak, “hiç kimsenin her ülkenin yasaları ve ceza kanunları uyarınca daha evvel cezai yaptırımını tamamladığı ya da beraat ettiği cürümden sorumlu tutulmaması ya da cezalandırılmaması” çağrısını tekrarladı.