Dünyada ve Türkiye’de Mültecilerin Sorunları Artarak Devam Ediyor
17 June 2006
İSTANBUL, 17 Haziran 2006 – İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 14. maddesinde temel bir insan hakkı olarak tanınan iltica hakkı bugün halen dünyada ve Türkiye’de yeterli düzeyde korunmamaktadır. Sığınmacılar ‘yük’ olarak nitelendirilmekte ve ‘yük paylaşımı’ konusunda devletler çok zorunlu kalmadıkça, sorumluluk almamaya çalışmaktadır. Sığınmacılara yönelik bu bakış açısından uzaklaşılarak insani sorumluluk gereği bu insanlar için tüm ülkeler tarafından tam bir iltica koruması sağlanmalı ve böylece ülkeler arasında ‘onur paylaşımı’ndan sözedilmeli. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde, yaşanan savaşlar nedeniyle çok sayıda insan kendi ülkesindeki zulüm tehdidinden kaçarak yollara düşmüştür. Her geçen yıl bu sayının artması ve buna karşın devletler tarafından yeterli iltica korumasının sağlanmaması büyük kaygı vericidir. Örneğin, Sudan’ın Darfur bölgesinde 2003 yılında başlayan ve uluslararası toplumun gözü önünde devam eden iç çatışma sonucunda, yüzbinlerce insan yerinden olmuş ve mülteci kamplarına sığınmıştır. Soruna ciddi ve etkili bir çözüm ise uluslararası toplum tarafından henüz bulunamamıştır. Avrupa Birliği ülkelerinde de iltica hukukunu sürekli olarak daraltan ve mülteci korumasından yararlanmayı zorlaştıran düzenlemelerin artarak devam etmesi, Uluslararası Af Örgütü – Türkiye Şubesi’ni endişelendirmektedir. Türkiye’de geçen yıl ilan edilen Ulusal Eylem Planı’ndaki (UEP) niyet açıklamalarına rağmen, uygulamada halen olumlu ve ciddi bir gelişmeden bahsetmek mümkün değil. Ocak 2006’da çıkarılan ve konuya ilişkin 1994 Yönetmeliği’ni ilk kez kapsamlı olarak değiştiren 2006 Yönetmeliği, Uluslararası Af Örgütü’nün Türkiye’deki iltica korumasına ilişkin kaygılarını artırmaktadır. Türkiye’de sığınmacılar için yeterli bir altyapıya dayalı halihazırda bir iltica yasası ve prosedürü mevcut değildir. Bu büyük eksikliğin yanı sıra, idari ve yargı denetimi mekanizması da işlememektedir. Bürokrasi ve yargı ayağında ciddi boşlukların görüldüğü bu alanda ‘sivil toplum denetimi eksikliği’nin varoluşu ise yaşanan sorunlara çözüm bulmayı güçleştirmektedir. Tüm bu olumsuzluklara rağmen, bu alanda geleceğe dönük ‘umut vaat eden’ çalışmaların başladığından söz edebiliriz. Türkiye’de geçen yıl da ‘kamyon kasalarından’ trafik kazalarında ve ‘kötü teknelerden’ batan deniz taşıtlarında ölen onlarca insan ‘kaçak göçmen’ muamelesi gördü ve belki sahip oldukları ‘iltica nedenleri’ hiç irdelenmeden sınırdışı edildi. ‘İltica prosedürüne’ erişim bu yıl da önemli bir sorun oldu. UEP’de aksi belirtilmişse de, Uluslararası Af Örgütü – Türkiye Şubesi ‘non-refoulement’ (geri gönderilmeme) ilkesi karşısında hiç de “titiz” olmayan davranışların sergilendiğini düşünmektedir. Son olarak, 1200 kişilik İranlı mülteci grubun sorunlarına geçtiğimiz yıl da bir çözüm bulunamadı. Bu grup temsilcilerinin iki kez Birlesmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Ankara Ofisi önünde yaptıkları şiddet içermeyen protesto gösterisi, şiddet kullanılarak dağıtıldı. Uluslararası Af Örgütü – Türkiye Şubesi sorunun tarafları olan Türk Hükümeti, BMMYK ve uluslararası toplumu sorunu çözme konusunda göreve davet etmektedir. Editöre Notlar: Uluslararası Af Örgütü’nün Türkiye’deki mülteci çalışmaları hakkında ayrıntılı bilgi: multeci@amnesty.org.tr Mülteci çalışmaları ana sayfası için:
- http://web.amnesty.org/pages/refugees-index-eng
- Uluslararası Af Örgütü – Türkiye Şubesi, yayınlanan bütün belgeler için: http://www.amnesty.org.tr