Ayrımcılık nedir?

Ayrımcılık, bir dizi bağlayıcı insan hakları standardına göre yasaklanmış bir insan hakları ihlalidir. Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin uygulamalarını denetleyen ve bağımsız uzmanlardan oluşan BM İnsan Hakları Komitesi ayrımcılığı şöyle tanımlamıştır:

‘’Siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel veya kamusal yaşamın herhangi bir alanında, insan hakları ve temel özgürlüklerin eşit ölçüde tanınmasını, yararlanılmasını ya da herkes tarafından kullanılmasını  engelleyici veya zayıflatıcı amaç taşıyan ya da bu sonuçları doğuran ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya farklı görüş, ulusal ve etnik köken, mülkiyet, doğum veya farklı bir statüye dayalı her türlü ayırma, dışlama, kısıtlama veya ayrıcalık tanıma’’ 18 No’lu Genel Yorum, Ayrımcılık Yasağı, Otuz Yedinci Oturum (1989), 7. Paragraf.

Uluslararası hukuk altında, ayrımcılığı belirleyen üç unsur söz konusudur. Ayrımcılık olabilmesi için kötü muamelenin mevcut olması, söz konusu eylemin yasaklanan bir zeminde gerçekleşmesi, kabul edilebilir ve nesnel bir gerekçelendirmenin olmaması gerekmektedir.

Kötü muamelenin, kişi veya bir grup bireyin haklarından birini kullanmalarını etkilemesi gerekmektedir. Ayrımcılık, uygulamada çeşitli şekillerde meydana gelmebilir:

Ayırma --- polis kontrollerinde siyahi gençlerin hedef alınması;
Dışlama --- Romanlara ve Gezginlere kimlik belgeleri verilmemesi;
Kısıtlama--- lezbiyen, gey, biseksüel ve trans bireylerin toplantı özgürlüğünün kısıtlanması;
Ayrıcalık tanıma --- beyaz bireylere ayrıcalık tanınarak kamu konutları sağlanması;
Irk ayrımı ---  Roman çocukların yeteneklerine ve ihtiyaçlarına bakılmaksızın sistematik olarak farklı okullara gönderilmesi;
Uygun yerleşimin temin edilmesi --- kamu binalarına tekerlikli sandalyeyle erişimin sağlanamaması gibi.

Kötü muamelenin ayrımcılık kapsamına girebilmesi için söz konusu eylemin etnik kimlik, din, ulusal ve sosyal köken, dil, dış görünüş, soy, cinsiyet, cinsiyet kimliği, cinsel yönelim, yaş ya da engellilik gibi yasaklanan bir zeminde gerçekleşmesi gerekmektedir.

Yasaklanan zeminlerde yapılan kötü muamelenin ayrımcılık olarak sayılabilmesi için kabul edilebilir ve nesnel bir gerekçelendirmeden yoksun olması gerekmektedir. Diğer bir deyişle, söz konusu kötü muamele meşru bir amaç taşırsa (kamu sağlığı ve güvenliğinin korunması gibi) ve bu amaçla orantılı ise, burada herhangi bir ayrımcılık yoktur. Bu genellikle ayrımcılığın tespitinde karşılaşılan en tartışmalı durumdur. Pek çok durumda, söz konusu kötü muamele meşru bir amaç taşıyor olsa dahi, eğer belirli gruplara üzerinde olumsuz bir etki bırakmayacak alternatif çözümler varsa, bu kötü muamele orantılı olmayacağından ayrımcıdır.

Ayrımcılık doğrudan ya da dolaylı olarak görülebilir.

Doğrudan ayrımcılık yasaklanan bir zeminde görünür biçimde gerçekleşen kötü muameledir. Doğrudan ayrımcılığın ‘’açık’’ olması, kanunlarda ya da özel bir uygulamada belirgin bir şekilde  belirtilmiş olmasıdır. Aynı zamanda, ‘’gizli’’ ancak tanımlanabilir şekilde de karşılaşılabilir. Doğrudan ayrımcılık örnekleri:

• Acil sağlık hizmetlerine erişimin ikametgâha göre kısıtlanması.
• Restoran girişinde okunur bir işaret konulmasını: ‘’Romanlar giremez’’.
• LGBT aktivistlerine toplantıları sırasınca polisin koruma sağlamayı reddetmesi.
• Belirli azınlık gruplarının yaşadığı bölgelerin sistematik olarak temizlik hizmetlerinden mahrum bırakılması.

Dolaylı ayrımcılık ise görünüşte tarafsız olan yasaların, kuralların, prosedürlerin ve uygulamaların kabul edilebilir ve nesnel bir gerekçelendirmeden yoksun bir şekilde belirli bir gruba yönelik dezavantaj veya olumsuz etkiyle sonuçlandığı zaman gerçekleşmektedir. Bir standardın ya da uygulamanın belirli bir gruba etkisidir ve  esas olarak dolaylı ayrımcılık türünün gerçekleşip gerçekleşmediğini belirleyen bu standart ve uygulamanın amacı değildir. Dolaylı ayrımcılığa örnekleri:

• Karavanlarda yaşayan Roman ve Gezginleri dahil etmeyerek, ‘’barınma’’ tanımını yalnızca yerleşik konutlara yapılacak olan sosyal destekle sınırlandıran bir yasa.
• Çocukları standart okul sistemlerine mi yoksa mensup oldukları belirli azınlık gruplarının sahip olmadığı dilsel bir yetenekle ilgili öğrenme sıkıntısı çekenlerin gönderildiği okullara mı yönlendirileceğini belirlemek için kullanılan bir prosedür.