ABD: ölüm cezasında ırkçılık gölgesi - infazları durdurma zamanı
24 April 2003
Uluslararası Af Örgütü ABD´de ölüm cezası davalarında ırkın süregiden rolüyle ilgili yeni raporunu bugün yayınlarken "Amerika Birleşik Devletlerinde ölüm cezası uygulaması, doğası gereği zalimane ve onur kırıcı ceza olmasının yanı sıra, ırksal adaletsizlik olarak da sürmektedir" dedi. "Başkan Bush ABD´nin eşit adalet konusunda her zaman sağlam duracağına dair söz vermişti. Eğer bu doğruysa, o ve diğer siyasetçiler, adalet sisteminin beyazların hayatına siyahlardan daha fazla değer verdiğini gösteren çalışmaları göz önüne alarak, infazların derhal durdurulmasını sağlamalıdır" ABD´de beyazlar ve siyahların cinayet kurbanı olma oranı neredeyse eşit, ancak yasal öldürmelerin tekrar kullanılmaya başladığı 1977´den bu yana infazı gerçekleşen 840 kişinin %80´i beyaz kurbanları öldürmekle suçlanan kişilerden oluşuyor. ABD´deki cinayetlerin birçoğundaki suçlular ve kurbanlar aynı ırktan, ne var ki neredeyse 200 Afrikalı Amerikalı beyaz kurbanları öldürdükleri için infaz edildi-- bu sayı siyahları öldüren beyazların infazından 15 kez daha fazla ve siyahları öldüren siyahların infazından ise en az iki kez fazla. Afrikalı Amerikalılar nüfusun % 12´sini oluşturuyor, ama ölüm cezası infazı bekleyenlerin sayısı toplamın %40´dan fazlası ve her infaz edilen üç kişiden biri Afrikalı Amerikalı. ABD yakında 1977´den bu yana 300. Afrikalı Amerikalı mahkumu öldürecek. "1977´den bu yana öldürülen 5 Afrikalı Amerikalıdan en azından biri ve beyazları öldürdüğü için öldürülen siyahların dörtte biri, tamamı beyaz jürilerin olduğu mahkemelerde yargılandı" diyen Af Örgütü bu gerçeğin hiç de ayrımcı olmayan nedenlerinin neler olabileceğini sordu. Vakalar, savcıların jüri seçimi sırasında azınlıklardan gelen jüri adaylarını kabul etmediği yönünde bir kalıp olduğunu göstermektedir. ABD´de ölüm cezası davalarında jüri adayları yalnızca "ırksal tarafsızlık" nedeniyle seçilmeyebilir ama açıktır ki bu tedbir sadece savcılık taktiği olarak kullanılmaktadır. Ancak, jüri adayı seçiminde reddedilenlerle ilgili tartışmalı durum olmadığında bile davalılar, azınlıkların daha az temsil edildiği bir jüri karşısına çıkarılmaktadır. "ABD idam davası jürileri toplumu temsil etmiyorlar çünkü aralarında ölüm cezası karşıtları bulunmuyor" diyen UAÖ, "Bu durumun, sebebi ne olursa olsun , jürilerin seçildiği havuzda azınlık topluluğu üyelerinin daha az temsil edilmesiyle şiddetlendiğini" ifade etti. Ölüm cezası davalarında görev alan jürilerin yaklaşımlarıyla ilgili yakın dönemde yapılan araştırma, ırksal kalıplaştırmanın jürinin tartışmalarını lekeleyebileceğini ve jürinin karma ırk olmasının ölüm cezası davalarında sonuç üzerinde etkili olabileceğini göstermiştir. Geçtiğimiz ay, her iki davada da juride bulunan tek Afrikalı Amerikalının, kararlarını müebbetten ölüm cezasına çevirmeleri için beyaz jüri üyelerinin baskısına uğradıkları iddiasına rağmen iki siyah mahkum öldürüldü. "ABD Her Türlü Irk Ayrımcılığının Yok Edilmesi Sözleşmesi´ni (CERD) onaylaması ve böylece ırkçılık ve adalet sistemi dahil etkileriyle mücadele etmeyi taahhüt edeli 8 yıldan fazla oldu" diyen UAÖ, ölüm cezası öngören davalarla ilgili adalete bakıldığında, insan hakları liderliğine dair çok açık bir başarısızlığın söz konusu olduğunu ifade etti. "Örneğin, Bush yönetimi 2001´de federal infazların sürmesine izin verdi ve federal yargılamalarda ölüm cezası verilmesiyle ilgili oransızlığa rağmen bunu bu yıl da sürdürüyor." McCleskey v Kemp davasıyla ilgili 1987 ABD Yargıtay kararı ölüm cezası davalarında ölüm cezasına hukuki yollardan ırksal önyargı temelinde karşı çıkmanın önünde büyük bir engel olarak durmaktadır. Örneğin 2001´de bir federal mahkeme, Ohio´nun infaz bekleyen mahkumların ırksal oransızlığının "son derece rahatsız edici" olduğuna değindi, ama McCleskey emsal kararı nedeniyle hiçbir giderim önerisinde bulunamadı. Bir BM uzmanı, McCleskey kararının ABD´nin CERD uyarınca yükümlülükleriyle bağdaşamayabileceğini ifade etti. ABD ölüm cezası adalet sistemine damgasını vuran bir başka nokta da ölüm cezası davalarında hem hüküm hem de ceza verme aşamalarında yapılan yanlışlar -ki bunlar temyiz aşamasında ortaya çıkıyor. Geçen yıl yapılan önemli bir çalışma, ölüm cezası davalarında yüksek hata oranını besleyen unsurlardan birinin ırk olduğunu ortaya çıkarmıştır. UAÖ, "Mahkemelerin, ölüm cezası davalarındaki, karar mercileri içindeki bilinçli veya bilinçsiz ırkçılıktan kaynaklananlar da dahil, tüm haksızlıkları fark ettiğine inanmıyoruz. Üstelik, ölüm cezasıyla ilgili suça karşı sert tutum politikasının anlamı yargının hoşgörüsünün, olması gerektiği gibi hatasız olmadığıdır. İnsan hatasına karşı tek uygun yanıt, geri dönüşü olmayan bu cezanın yasaklanmasıdır" dedi. "ABD´nin adli öldürmelere başvurmaya devam etmesi, kendi iddia ettiği küresel insan hakları şampiyonu olduğuna dair söylemini yalanlamaktadır. Ölüme mahkum edilenlerin ayrımcılık ve hatalarla lekelenmiş bir sistemde bu cezayı almış olması, ülkenin utancını arttırmakta ve liderliğiyle ilgili ikiyüzlülük suçlamalarını haklı kılmaktadır." Arka plan bilgisi Geçtiğimiz ay Maryland Senatosu, Maryland´de ölüm cezası uygulamasında belirgin bir ırksal taraflılık olduğunu ortaya çıkaran yeni yapılmış bir araştırmanın ışığında, tüm infazlar için moratoryuma gidilmesini öneren bir tasarıyı reddetti. Araştırma beyazları öldürenlerin ölüm cezasına çarptırılma olasılığının daha fazla olduğunu gösteriyordu. Ocak ayında Illinois valisi görevden ayrılmak üzereyken 167 mahkumun ölüm cezasını hafifletirken Illinois´nin eski senatolarının eyaletin ölüm cezasıyla ilgili sorunlarını düzeltmediğini ifade etmişti. Bu ayıbın Illinois´nin meşhur yanlış hükümleriyle ilgili karnesinin ötesine gittiğini ve başta ırk olmak üzere keyfilik sorununa da içerdiğini dile getirmişti.