Ölümler için gerçekleştirilecek uluslararası soruşturma hesap verebilirliği garanti etmek zorunda
5 June 2010
Ölümler için gerçekleştirilecek uluslararası soruşturma hesap verebilirliği garanti etmek zorunda
Uluslararası Af Örgütü, 31 Mayıs’ta Gazze açıklarında uluslararası sularda yardım filolarına İsrail tarafından gerçekleştirilen askeri harekâtla hayatını kaybedenler için hemen ve güvenilir bir uluslararası soruşturmanın hesap verebilirliğinin garanti edilmesinin zorunlu olduğunu söyledi. İsrail’in tam bir işbirliği içinde olması gereken uluslararası soruşturmayı sürdürecek kişilerin tarafsızlıkları, yeterlilikleri ve deneyimleri sonucu seçilmeleri gerekiyor. Öte yandan UAÖ, Gazze Şeridi’ndeki İsrail askeri kuşatmasının da hemen kaldırılmasında ısrar ediyor.
2 Haziran 2010’da BM İnsan Hakları Konseyi, 31 Mayıs’ta İsrail’in yardım gemi filosuna gerçekleştirdiği harekât sonucu ortaya çıkan uluslararası hukuk ihlallerini, uluslararası insani hukuk ve insan hakları hukuku da dâhil olmak üzere çeşitli açılardan araştırmak için bağımsız bir uluslararası bilgi toplama misyonunun görevlendirilmesi kararı aldı. Karar İnsan Hakları Konseyi Başkanı’nın bu uluslararası bilgi toplama misyonuna yapacağı atamalar için gerekli izni sağlıyor ve bulguların Konsey’in Eylül 2010’da gerçekleşecek olan on beşinci toplantısında sunulması gerektiğini belirtiyor.
Uluslararası Af Örgütü, Konsey Başkanı’nı soruşturmanın anlaşılır, eksiksiz, güvenilir ve bağımsız yapılarak hesap verilebilirliğinin sağlanması amacıyla atanacak kişilerin görevi yerine getirmek için yeterli biçimde işinin ehli olmalarını sağlamaya çağırdı.
Uluslararası bir soruşturma çağrısının yanı sıra Uluslararası Af Örgütü Gazze kuşatmasının uluslararası hukuka aykırı toplu bir ceza olduğunu ve İsrail hükümetinin hiç vakit kaybetmeden kuşatmayı kaldırması gerektiğini yeniden hatırlattı.
Karar alınmadan önce İnsan Hakları Konseyi’ne yapılan sözlü bir müdahalede Uluslararası Af Örgütü İsrailli yetkililerin güç kullanımlarını, ölümcül güç ve kullanıldığı durumlar da dahil olmak üzere, araştırmaları ve insan hakları ihlalleri işleyenlerin hesap vermelerini sağlamak gibi birincil bir sorumlulukları olduğunu söyledi.
Fakat olayın uluslararası niteliği ve İsrail’in 27 Aralık 2008’den 18 Ocak 2009’a kadar süren Dökme Kurşun askeri operasyonu sırasında İsrail’in Gazze’deki güçleri tarafından gerçekleştiği iddia edilen savaş suçları ve uluslararası insani ve uluslararası insan hakları hukuku ihlalleri gibi diğer ciddi suçlar için güvenilir, bağımsız araştırma sürdürmedeki süregelen eksikliği hiç vakit kaybetmeden yapılması gereken uluslararası bir soruşturma ihtiyacını vurguluyor.
Buna bağlı olarak, İsrail yetkilileri gerekli BM uzmanlarını,1967’den beri işgal altındaki Filistin topraklarındaki insan hakları durumu ve yasadışı, yargısız ve keyfi infazlar Özel Sözcüleri, 31 Mayıs olaylarını soruşturmak için davet etmeli. Daha sonra ise gerekli bilgilere, belgelere ve yetkililere ve gemilerin içinde olan, olaylara şahit olan ya da ilgili bir bilgisi olanlar da dâhil olmak üzere askeri personele özgürce erişimlerini sağlayarak ve bulguları ve önerilerini tümüyle dikkate alarak onlarla tam işbirliği içinde olmalı.
Arka Plan
‘İsrail Güçleri Tarafından İnsani Yardım Gemi Filosuna yapılan Ciddi Saldırılar’ iler ilgili A/HRC/14/L.1 kararı 2 Haziran 2010’da İnsan Hakları Konseyi’nin on dördüncü toplantısı sırasında kabul edildi.
Uluslararası hukuk ihlallerini araştırmak için bağımsız bir uluslararası bilgi toplama misyonuna ilişkin kararının yanı sıra İnsan Hakları Konseyi İsrail’i Konvoydaki tutuklu ve yaralıların yerleri, konum ve durumları ile ilgili bilgi toplama ve sağlamak için Uluslararası Kızıl Haç Komitesi (ICRC) ile tam işbirliği içine girmeye çağırdı. Karar aynı zamanda işgalci güç olan İsrail’i hemen ‘işgal altındaki Gazze ve diğer işgal altındaki topraklardaki kuşatmayı kaldırmaya ve Gazze Şeridi’ne yiyecek, yakıt ve tıbbi yardım da dâhil olmak üzere, engelsiz insani yardım sağlamaya çağırdı.
İnsan Hakları Konseyi’nde toplam 32 devlet karar lehine oy kullanırken 3 tanesi (ABD, Hollanda, İtalya) karşı oy kullandılar. Dokuz devlet (Fransa, Ukrayna, Birleşik Krallık, Slovakya, Belçika, Burkina Faso, Kore Cumhuriyeti, Japonya ve Macaristan) çekimser kalırken üç devlet ise (Kamerun, Madagaskar, Zambiya) oylamada yoktu.