Slovaklar, Roman çocukları ailelerinden ayırmayı planlıyorlar
8 March 2010
Slovaklar, Roman çocukları ailelerinden ayırmayı planlıyorlar
Uluslararası Af Örgütü Roman çocuklar için yatılı okullar açmanın ve “onları yavaşça yerleşkelerinde alışkın oldukları yaşam biçiminden koparmaya çalışmaları”nın ayrımcı ve Romanların hayat tarzlarına bariz bir saldırı olduğu konusunda uyarıda bulundu.
Slovak Başbakan Robert Fico’nun bugün yaptığı açıklamaya göre hükümet Roman çocuklarının yerleşkelerden alınıp yatılı okullara yerleştirildiği bir sistem teklif ediyor.
“Evlerinin yakınında normal okullarda eğitim görebilecekken Roman çocukların ailelerinden ayrılıp yatılı okullara konması fikri, açıkça çocuğun çıkarlarına ters,” diyor Avrupa ve Orta Asya Program Direktörü Halya Gowan.
Slovakya’daki diğer aileler gibi yerleşkelerde yaşayan Roman ailelerin yoksulluk, dil problemi ve diğer faktörler dolayısıyla çocuklarının eğitimini sağlayamamaları devletin bu zorlukları aşmak için destek ve yardım sağlama zorunluluğunu öne çıkarıyor.
“Dış dünyadan izole edilen Roman çocuklarının Slovak toplumuna tam anlamıyla katılmaları daha da zorlaşıyor. Devletin kararı şu anda maruz kaldıkları ayrımcılığı daha da arttıracak. Hatta yasallaştıracak,” diyor Halya Gowan.
“Hükümetin önerisi Avrupa Birliği’nin gelişmelerine tamamen ters düşüyor. Teklif kabul edilirse, hem Slovakların da bağlı olduğu ayrımcılığa karşı evrensel insan hakları standartları hem de Slovak yasalarına tamamen aykırı olacak.”
Uluslararası Af Örgütü, özel okullara ve zihinsel özrü olan çocuklar sınıflarına konmaları gibi Roman çocukların Slovak okullarında karşılaştığı ayrımcılık hakkında endişelerini dile getirmişti.
“Çocukları normal eğitim sistemine paralel, etniklerine göre başka bir sistem yaratmak yerine Slovak hükümeti şu anki eğitim sisteminin geçmişlerine, dillerine veya becerilerine bakmaksızın tüm çocukları kapsayacak şekilde değiştirilmesine önem vermeli,” diyor Halya Gowan.
Uluslararası Af Örgütü Slovak hükümetini temel problemi, tüm çocukları gerçekten dahil etmeye çalışan bir eğitim sistemi yaratmak için ancak reformlarla üstesinden gelinebilecek süregelen ayrımcılığı, çözmeye çalışmaya davet ediyor.
*****************************
İtalya: Romanların tahliye edilmesi Soru&Cevap
Roman topluluğu da, çocuklarını dilenmeye zorlayarak ve onları okula göndermeyerek insan haklarını ihlal ediyor. Uluslararası Af Örgütü nasıl böyle bir toplumu savunabilir?
Af Örgütü içlerinden küçük bir azınlığın davranışlarını genelleyerek tüm topluluğu yargılamaz.
Romanlar bölgedeki toplumun dışında yaşayan, en yoksul ve sayıca en çabuk artan halk. Sayıları 10 milyonu bulan Avrupalı Romanların yaklaşık yüzde 80’i Avrupa Birliği ülkelerinde yaşıyor. Uluslararası Af Örgütü milliyet, inanç veya davranışlarını gözetmeksizin tüm insanların haklarını savunur.
Romanlar barınma, işe alım ve eğitim alanlarında büyük ayrımcılıklara uğruyorlar. Bazı ülkelerde vatandaşlığa geçme ve sosyal sigorta, tıbbi yardım ve diğer ayrıcalıklardan yararlanmalarını sağlayacak gerekli belgeleri almaktan mahrum bırakılıyorlar.
Roman çocukları şehir merkezine çok uzak yerlerde yaşadıkları için okula gidemiyorlar; ayrıca tahliye kararları çocukların alışkanlıkları ve okul ihtiyaçları göz önünde bulundurmadan yapılıyor. Eğitim sisteminde ayrıca düşmanca bir çevre ve ayrımcılığa maruz kalıyorlar; aileleri yoksulluktan çocuklarına yemek, giysi veya otobüs parası veremiyor, kardeş devamsızlığı adı verilen bazı durumlarda da kızlar kendilerinden daha genç kardeşlerini yetiştirmeye yardımcı oluyorlar.
Romanlar çoğu zaman polisin kötü muamelesinin mağduru oluyorlar ve şikâyetleri çoğu zaman araştırılmıyor. Roman çocuk ve kadınlar insan ticaretine en savunmasız topluluklar arasında yer alıyorlar.
Roman olsun ya da olmasın, suç işleyen bir kişi uluslararası eşitlik standartlarına göre yargılanmalı.
14 yaşından küçük çocukların işe gittiği doğru mu?
İtalya’daki çoğu Roman aile eğitimin çocuğun geleceği için öneminin farkında. Fakat, Roman çocuklar ve aileleri gerekli giysilere ve okul materyallerine para sağlayamamaları, öğretmen ve diğer öğrencilerden gördükleri önyargı, daha yaşlı Romanların eğitimlerine bitirmelerine rağmen düzgün bir iş bulamama örnekleri gibi büyük zorluklar ve heves kırılmalarıyla karşı karşıya.
İtalya 18 yaşın altındaki çocukları istismara açık, tehlikeli ve eğitimlerine engel olan işlerden korumak için 15 yaş çalışma sınırı getirdi. Tüm çocukların eşit fırsat ilkesine dayanarak eğitim hakkı mevcut. Bu haklar Minimum Yaş Sözleşmesi (çalışma yaşı en az 15’e sabitleyen ILO Sözleşmesi 138, İtalya 1981 yılında kabul etti), Çocuk Hakları Sözleşmesi (İtalya 1990’da kabul etti) ve Çocuk İş Gücünün En Kötü Biçimleri Sözleşmesi (ILO Sözleşmesi, İtalya tarafından 2000 yılında kabul edildi) çerçevesinde garantilenmiştir.
Tüm çocukların okula gitmesini sağlamak ve aileleriyle birlikte yeterli sosyal desteği almalarını sağlamak devletin sorumluluğundadır.
Belediye yetkilileri Roman eğitim projelerini çocukları okula gitmeye teşvik etmek ve kolaylaştırmak için kontrol ediyorlar. Bazı başarılar elde edilse de çocuk çalıştırmayı engelleyerek eğitime tam anlamıyla destek vermek için Roman topluluğunun sosyal katılımı sağlanmalı, barınma hakkı ve çalışma hayatındaki ayrımcılıkla savaşılmalı ve onurlu bir yaşam standardı garantilenmeli.
Romanların farklı hayat tarzları var. Kültürleri onları göçebe olarak yaşamaya yöneltiyor. UAÖ’nün çalışmaları hayat tarzlarına haksız bir müdahale olur.
Tüm Romanların göçebe olduğunu ve göçebelik hayatının her zaman özgürce yapılmış bir seçim olduğunu varsaymak yanlış olur. Bu varsayımlar ayrımcılık yaslarının bahanesi.
UAÖ tarafından değişik ülkelerde gerçekleştirilen röportajlar gösteriyor ki Romanlar yerleşik hayata geçmek istiyorlar. İtalya geleneksel olarak göçebe olan yerel bir Sinti halkına sahip. Bu halkın çoğu hayat tarzlarını sürdürmek isterken diğerleri istemiyor.
Özellikle Yugoslavya ve Romanya’dan gelen Romanların çoğu kendi ülkelerinde göçebe değillerdi ve İtalya’da da göçebe olmak istemiyorlardı. Romanlar dâhil tüm evsizlere yeterli barınma imkânını sağlamak ve onları zorla tahliyelerden korumak devletin yükümlülüğünde. Bu haklar İtalya’nın da kabul ettiği Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi, Çocuk Hakları Sözleşmesi, Her Türlü Irk Ayrımcılığının Önlenmesi Sözleşmesi gibi evrensel insan hakları belgeleriyle korunmaktadır.
Kamplarda yaşayan ve normal bir yerleşik hayat isteyen Romanlar normal bir İtalyan gibi sosyal barınma ayrıcalıklarından yararlanabilmeli. Özel bir evi karşılayamayan Romanlar için tek seçenek bir kampta yaşamak olmamalı.
Barınma ayrıcalıklarından yaralanmak çalışan ve vergi veren İtalyanlar için bile zor. Roman topluluğu üyeleri çalışmıyor ve vergi vermiyorlar. İtalyan vatandaşların sorunları dururken neden onların barınma problemleriyle biz ilgilenmek zorundayız?
Barınma yalnızca Romanların sorunu değil. UAÖ İtalya’da Romanlara özel muamele gösterilmesini istiyor fakat aynı durumda olan tüm insanlarla aynı muameleyi.
Romanların sosyal barınma ayrıcalıklarından yararlanmaları neredeyse imkânsız. Şu anki sisteme göre, sosyal barınma hakkının elde edilebilmesi için önceki oturma yerinden atılmış olmak gerekiyor( a sfratto). Birçok Roman özel bir evi karşılamak için gereken sabit bir işe girmedeki zorluklar dolayısıyla yalnızca kampta yaşamış durumda. Sosyal barınma hakkından de facto dışlanmış durumdalar.
Bu durum, bariz bir neden veya amaç yokken dezavantajlı duruma getirilmeleri Romanlara karşı dolaylı bir ayrımcılık anlamına geliyor.
Kamplar gerekli plan izinleri olmadan kötü inşa ediliyorlar, suç ve hastalıkların başlangıç yerleri oluyor ve etraftaki mahallelerde yaşayanlar için büyük tehlike oluşturuyorlar. Bu yerlerin dağıtılması herkesin çıkarına olmasa gerek?
Bu bazı durumlarda doğru olabilir fakat bu yine de bariz bir genelleme ve her durum ayrı ayrı incelenmeli. Herkesin yeterli, sağlıklı barınma koşullarında yaşamasını sağlamak hükümetin bir zorunluluğu. Durum bu değil – uluslararası hukuk altında İtalya’nın yasal ve diğer korunma yollarına erişimi bulunmadan ve başka alternatifler sunulmadan yapılan tahliyelere karşı herkesi korumak gibi bir zorunluluğu bulunuyor. Bu korunmalar olmaksızın gerçekleştirilen evden çıkarılmalar, zorla tahliye edilmek demek oluyor ve başta barınma hakkı olmak üzere birçok insan haklarının da ihlali anlamına geliyor. UAÖ başka alternatif barınma sunulmadığında, yeterli danışma ve önceden haber verme olmaksızın yapılan evden çıkarılmalara karşı. Alternatif konaklamalar güvenli ve sağlıklı bir bölgede sosyal olanaklara yakın yerlerde olmalı. Kuruluşlar zorla tahliyelerin ırkçı ayrımcılığı arttırdığına ve İtalya’nın uluslararası zorunluluklarını ihlal ettiğine inanıyorlar.
Romanlar hiç de yoksul değil. Birçoğu altınlar takıyor ve pahalı arabalarla dolaşıyor. Barınma koşulları kötüyse daha iyisini karşılayamadıkları için değil böyle seçtikleri içindir. Niye yardım edelim?
Ne yazık ki, Roman olmayan İtalya vatandaşları arasında olumsuz Roman stereotipler yaygın durumda. UAÖ temsilcileri birçok Roman ailesiyle konuştular ve sürekli diğer insanlar gibi yaşamak istediklerini ve çocuklarını eğiterek onlara daha iyi bir yaşam şansı vermek istediklerini gördüler. Fakat, daha iyi bir eğitim görme yolunda birçok engellerle karşılaşıyorlar. Yetkililerin bu zorlukları ortadan kaldırma yükümlülükleri var.
Roman toplumu çok kapalı ve başkaların onlarla iletişime geçmesine çoğu zaman izin vermiyorlar. Hiçbir müdahalemize izin vermeyen bir topluma nasıl yardım edebilir ve onlarla nasıl uzlaşabiliriz?
Bu doğru değil. Sivil toplum örgütleri onlarla çalışmalar yapıyorlar. UAÖ yetkilileri Roman sorunları hakkında sivil toplum örgütleriyle birlikte çalışmaya davet ediyor. Romanlar diğer tüm gruplar gibi sorulduklarında endişelerini ve umutlarını dile getirebilir, teklif edildiğinde de uzlaşma sağlayabilirler.
Romanların haklarıyla ilgilenerek UAÖ güvenilirliğini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. UAÖ partizan ve solcu olarak damgalanabilir. İleride aktivistlerini, üyelerini ve popülerliğini kaybetme gibi ciddi bir tehlike ile karşı karşıya kalabilir. UAÖ gerçekten de Roman hakları üzerine çalışma yapmak zorunda mı?
UAÖ Romanların maruz kaldığı bariz insan hakları ihlallerine göz yumamaz. UAÖ ‘nün amaçlarından biri de stereotipleri yenmek ve insan hakları konusunda insanları bilinçlendirmek. Romanlar Avrupa’daki sayısı en çok ve en savunmasız etnik azınlık. Tahmini 10-12 milyon Roman AB ülkelerinde yaşıyor. Yüzyıllardır ayrımcılığa maruz kalıyorlar ve Avrupa’nın en savunmasız gruplarından birini oluşturuyorlar. Devletler devamlı olarak sivil, politik, ekonomik, sosyal ve kültürel haklarını korumaktan aciz kaldı. Davranışları Avrupa’nın kalbinde bir insan hakları skandalı haline geldi. UAÖ bu durumu görmezden gelemez.
Eğitim, yeterli barınma, tıbbi yardım ve istihdam haklarında yapılan ayrımcılık milyonlarca Roman’ın sosyal olarak dışlanmasına neden oldu.
Bu UAÖ’yü partizan bir grup yapmaz. UAÖ bağımsız, apolitik bir örgüttür. Biz hükümetlerden para almadığımız gibi belirli siyasal görüşlere de bağlı değiliz. Son olarak, aktivist, üye ve popülarite kaybetme riskimiz gerçek bir temele bağlı değil gibi gözüküyor. Ulusal bölümlerin kampanya aktivitelerine cevapları genel olarak olumlu olmuştur. Örneğin, İtalya’yı hedef alan yakın tarihteki bir girişimde, Haziran 2008’de İç İşler Bakanlığına kartpostal gönderme hareketine 21 bölüm katıldı. 2 ay içerisinde 15,000 kartpostal gönderildi ve internet üzerinden 1000 imza toplandı. Slovakya’da eğitimde eşit hak kampanyası 40,000 kişisel başvuru aldı ve 16 halk gösterilerine sebep oldu.
Romanlar çalışsaydı sorunlarını çözebilirlerdi. Çalışmak istemeyen insanlar için niye savaşalım?
Romanlar eğitim seviyeleri, işverenlerle kontrat yapmaları için gereken sabit ev olanakları, ayrımcı ve düşmancıl çalışma ortamları nedeniyle istihdam sürecinde birçok zorluklarla karşılaşıyorlar.
İtalya’daki yaşam koşulları bu kadar kötüyse, Romanlar neden kendi ülkelerine geri dönmüyorlar?
Avrupa Roman Hakları Merkezi’ne göre İtalya’da yaşayan yaklaşık 140,000 kişi var. 70,000den fazlası İtalyan vatandaşlığına sahip. Bu kişiler 60’larda gelen en az 30,000 Roman ve 90’larda Yugoslavya’daki savaş sonucunda gelen en az 40,000 Romandan oluşuyor.
Roman göçmen uzun zamandır İtalya’da yaşıyor. Çoğunun okula giden, ana dili İtalyanca olan veya kendileri İtalyan vatandaşı olan çocukları bulunuyor.
Diğer ABA ülkelerindeki Romanlara gelince onların da herkes gibi İtalya’da yaşama ve çalışma hakları var. İtalya hükümeti yıllar boyunca Roman sorununu çok kötü ele aldı. Birçok Roman ve Sinti yıllardır İtalya’da yaşamalarına rağmen vatandaşlık hakkı elde edemediler. İtalya’da doğan birçok Roman çocuğu böylece devletsiz kaldı.
Diğer başkentlerde de “Piano Nomadi” gibi çalışmalar var mı?
Avrupa’da Romanlar sürekli zorla tahliyelere maruz kalıyorlar. Geçtiğimiz yıllarda, UAÖ Bulgaristan’da, Yunanistan’da, İtalya’da, Romanya ve Sırbistan’da zorla tahliye vakaları belgeledi: Eylül 2009’da bir Karadeniz şehri olan Burgas’ta evlerinden zorla çıkartıldıkları ve devlet tarafından evleri yıkıldığı için 200 Roman evsiz kaldı. Haziran 2004’te belediye yetkilileri Romanya’da Miercurea Cius’un ortasında bulunan yıkık dökük bir binadan 100 Roman’ı tahliye etti. İçlerinden bazıları şehrin dışında bulunan kanalizasyon arıtma tesisi yakınlarına yerleşti; bugün hala metal kabin ve gecekonduların içinde, insanın ikametine tamamen elverişsiz sayılan bu yerde yaşıyorlar.
3 Nisan 2009’da Sırbistan yetkilileri 250 Roman’ı Yeni Belgrad’daki gecekondulardan tahliye etti. Burada oturan birçok kişi için evlerinden atılmaları bir ilk değil, daha önce de Kosova’da yerlerinden edilmişlerdi.
Haziran 2006’da 100’den fazla Roman aile Atina’nın merkezinde 10 yıldır yaşadıkları evlerden zorla çıkarıldılar. Daha sonradan 3 kere daha evlerinden tahliye edildiler, bunların hiçbiri önceden danışılarak, zaman verilerek veya alternatif barınak sağlayarak yapılmadı. Topluluğun 16 üyesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu ve adalet arıyorlar.
UAÖ aynı zamanda Angola, Kamboçya, Çad, Mısır, Ekvator Ginesi, Gana, Kenya, Nijerya, Sudan, Svaziland ve Zimbabve’de de zorla tahliye vakaları belgeledi. Zaten fakirlik içinde yaşayan insanlar için zorla tahliyenin sonuçları felaket olabilir.
Mayıs 2009’da başlayan Demand Dignity (Onurunu İste) kampanyası çerçevesinde UAÖ devletleri zorla tahliyeleri durdurmaya ve evden çıkarılmaların uluslararası ve yerel standartlara uygun gerçekleşmelerini sağlamaya çağırıyor.
Darfur, kadına karşı şiddeti Kolombiya, Siera Lione... Romanlardan daha acil öncelikler var. Niye bildiğimiz konulara odaklanarak böyle zor ve sıra dışı konulardan kaçınmıyoruz?
Herkes eşit haklara sahiptir ve UAÖ kendini bu hakları korumaya adamıştır. Romanlar da en az Darfur, Kolombiya, Siera Lione’deki insanlar kadar haklarının korunmasını hak ediyorlar. Avrupa’da yaşayan bazı Romanların yetkililer veya kişiler tarafından maruz kaldıkları ayrımcılık ve ırkçı şiddet gerçekten şok edici.
Ayrıca, Romanların maruz kaldığı ayrımcılık Avrupa’da çok güncel bir konu. 1977 tarihli bir BM Önergesi Romanların Avrupa’daki en kötü muamele gören azınlık olarak belirtiyor. Avrupa Konseyi de çoğu zaman Roma ve Sinti toplulukları hakkındaki endişelerini dile getiriyor.